Glokom Kalıcı Körlüğe Neden Olabiliyor

Uluslararası Körlüğü Önleme Ajansı’nın verilerine göre dünyadaki 7,3 milyar insandan 36 milyonunun görme seviyesi körlük düzeyinde. Tüm dünyada 253 milyon kişinin yaşadığı bilinen görme sorunlarının yaklaşık yüzde 80’i ise önlenebilir veya tedavi edilebilir nitelikte. Medline Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Rana Altan Yaycıoğlu, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en sık görülen ilk beş körlük nedeni arasında yer alan glokom hastalığı hakkında bilgiler verdi.

Her yaşta görülebiliyor

Yeni doğmuş bir bebekten ileri yaştaki bireylere kadar herkeste görülebilen glokom sinsice ilerleyen ancak rutin kontrollerle saptanabilen bir rahatsızlık. Halk arasında “göz tansiyonu” olarak da bilinen glokom, göz içerisindeki sıvı basıncının göz sinirlerine hasar vermesi sonucu gelişiyor. Sinirlerde ilerleyen hasarın ileri evrelerde görme alanında kusur yaratması sonucu görmede azalma, çevre görüşü kayıpları ve kalıcı görme kayıpları yaşanabiliyor. Bu rahatsızlıkta görme kayıplarına varan sonuçlar yaşanmasının en büyük nedeni ise hastalığın tanısında geç kalınması oluyor. Oysa ki düzenli kontrollerde kolayca yapılan göz tansiyonu ölçümüyle glokomu tespit etmek ve erken tanı ile tedavi etmek mümkün.

Hastalık 2 grupta inceleniyor

Göz tansiyonu yükseldiğinde baskı yaparak göz sinirine hasar veriyor. Glokom hastalığı açık açılı ve kapalı açılı olmak üzere iki ana grupta inceleniyor. Açık açılı glokom, hastada herhangi bir şikâyete yol açmadan sinsice ilerliyor. Bu nedenle rutin göz muayenesinde, 30 yaş üzeri hasta grubunda göz tansiyonu da mutlaka ölçülüyor. Kapalı açılı türünde ise hasta glokom kriziyle hekime başvurabiliyor. Şiddetli göz ve baş ağrısı, görmede bozulma, mide bulantısı hatta kusmaya bile rastlanabiliyor. Bazı hastalarda, göz tansiyonu normal sınırlarda olmasına rağmen yine de sinirlerde hasar gelişebiliyor. Bu grup “normal tansiyonlu glokom” adıyla ifade ediliyor. Bir diğer grup hastanın göz tansiyonu yüksek olsa da herhangi bir hasar vermediğinden “oküler hipertansiyon” olarak tanımlanıyor. Söz konusu hastaların bir kısmında yıllar içerisinde hasar gelişme riski olduğundan, belli aralıklarla takip gerekiyor.

İleri yaşlarda daha sık rastlanıyor

Hastalık ileri yaşlarda daha sık görülüyor. Ayrıca ailede glokom öyküsü olması, sigara kullanımı, diyabet hastalığı, migren, yüksek veya düşük tansiyon varlığı, uzun süre kortizon tedavisi alınması, göze alınan darbe hikayesi, miyopi veya yüksek hipermetropi halinde kişilerde glokom gelişme riski artıyor. Bunların yanı sıra diğer bazı rahatsızlıklar veya kullanılan ilaçlar da glokoma sebep olabiliyor.

Muayenede göz tansiyonu ölçülüyor

Rutin poliklinik muayenesinde ölçülen yüksek göz tansiyonu ile birlikte göz arkası da değerlendiriliyor. Bu noktada sinirlerde kayıp, görme sinirinde çanaklaşma gibi hastalığa özgü değişikliklerin fark edilmesi durumunda glokomdan şüphelenilerek ileri tetkikler yapılıyor. Optik koherens tomografi ile sinirlerde kayıp varlığı değerlendiriliyor. Görme alanı muayenesiyle de bu bölgede bir kayıp olup olmadığı inceleniyor. 

Erişkinlerde görülen glokom temelde ikiye ayrılıyor. Bunlar da kendi içlerinde herhangi bir nedene bağlı olmayan, sadece yapısal olarak bozulmaya bağlı gelişen primer (birincil) ve başka hastalıkların göz içi sıvısının üretildiği ya da boşaldığı kanallarda değişime yol açmasına bağlı olarak sekonder (ikincil) olarak gruplandırılabiliyor.  Ayrıca çocuklarda doğuştan yapısal bozukluklara bağlı gelişen konjenital glokom türü de bulunuyor.

Tedavi seçenekleri değişiyor

Açık açılı glokom tiplerinde, öncelikle göz damlalarıyla göz tansiyonu düşürülmeye çalışılıyor. Bazı hastalarda ilk tercih olarak lazer uygulanabilirken, bazılarında ise ilaca direnç gelişebiliyor veya göz tansiyonu istenildiği kadar düşmeyebiliyor. Bu durumda göz içi sıvısının dışa akması için yeni yollar açmak amacıyla cerrahi tedavi devreye giriyor. Kapalı açılı glokom tipinde ise acil müdahaleyle göz tansiyonu hızla düşürülmeye çalışılıyor. Burada duruma göre serum, lazer veya ameliyat tercih ediliyor. Çocuklarda görülen doğuştan gelen glokomda ise ilaç tedavisi denenebiliyor. Eğer tedaviden yanıt alınmazsa cerrahi uygulamak gerekebiliyor.

Oluşan hasar geri döndürülemiyor

Glokom tanısında geç kalınması, tedavinin gerektiği zamanda yapılamamasına yol açıyor. Zamanında tanı konulup, tedaviye başlanmazsa hastalık kalıcı görme kaybına neden oluyor. Tanı konulduğunda eğer gözde bir miktar hasar gelişmişse bu durum da kalıcı olabiliyor. Tedavide amaç glokom tablosunun ilerleyişinin durdurulmasıdır. Ne yazık ki oluşmuş hasar geriye dönemiyor. Tedavi genellikle ömür boyu devam ediyor ve hastaların doktorun belirleyeceği belli aralıklarla kontrollerini yaptırması gerekiyor.

Eklenme Tarihi: 08.10.2020
Toplam Sayfa Gösterimi: 549

Hastanemiz, başta SGK olmak üzere çok sayıda ulusal ve uluslararası kurum, kuruluş, vakıf, banka, şirket ve odayla anlaşmalıdır. Ayrıntılı liste.

Web sitemizi ziyaret ettiğinizde sitemizde yer alan kullanım koşullarını incelemelisiniz.

Tıbbi Hata

@2020 Tüm hakları saklıdır.
Medline Adana Hastanesi