Tüm Yönleriyle Meme Kanseri

Meme kanseri, meme dokusundaki hücrelerden gelişen bir kanser türü ve kadınlarda görülen kanser tipleri arasında birinci sırada yer alıyor. Öyle ki, kadın kanserlerinin yüzde 30’undan sorumlu. Üstelik bilim insanları günümüzde her 8 kadından birinde görüldüğü bilinen meme kanserine yakalanma sıklığının yakın bir gelecekte daha da artacağını belirtiyor.

Çağımızda meme kanseri nerdeyse astım veya romatizma gibi öldürmeyen fakat bir ömür boyu varlığıyla yaşamak zorunda kalınan kronik, dahası önlenebilir bir hastalık halini almış durumda. Erken tanı ise hala çok önemli. Düzenli takiplerle artık kanser olmadan hastalığı yakalamak ve koruyucu ameliyatlar yapmak mümkün. Yeterki farkındalığımız ve hassiyetimiz artsın.

Günümüzde meme kanseri vakalarında belirgin bir artış olmasına rağmen erken tanı ile ölümlerin azaltılmasının ve sonrasında konforlu bir hayat sürdürülmesinin mümkün olduğunu söyleyen Medline Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı ve Cerrahi Onkolog Prof. Dr. Tamer Çolakoğlu, “Meme kanserinde östrojen hormonu önemli bir etken. Bu hormonu vücudun kendisi salgılar. Bir de doğum kontrol haplarıyla veya menopoz sonrası tedavi amaçlı olarak alınan hormon ilaçları var. Araştırmalar gösteriyor ki östrojen hormonuna maruz kalınan süre ne kadar uzunsa meme kanseri riski de o oranda artış göstermektedir” diyerek tüm yönleriyle meme kanserini anlatıyor...

Kimler risk altında?

Her yüz meme kanseri vakasından sadece bir ya da ikisi erkeklerde görülüyor. Meme kanserinde en önemli risk faktörleri ise kadın olmak ve yaşlanmak olarak biliniyor. Bunları aile öyküsü, yoğun meme yapısı, yoğun kadınlık hormonu maruziyeti ve daha önce meme biyopsisi hikâyesi takip ediyor. Sigara ve alkol tüketimi, fazla kilo, erken adet ya da geç menapoz yaşı ve radyasyona maruziyet de meme kanserinin diğer olası nedenlerinden olarak gösteriliyor. Bunun yanı sıra yirmibeş yaş altı doğum yapmış olmak, emzirmek ve düzenli yapılan sporun ise koruyucu etkisi olduğu biliniyor.

Memede ele gelen kitleye dikkat!

Erken tanı konmasında en önemli yöntemleri kendi kendini muayene, hekim muayenesi, mamografi, ultrason ve gerekirse MR (Manyetik rezonans görüntüleme) olarak sıralayan Prof. Dr. Tamer Çolakoğlu, “Memede kitle, meme başında çökme, kanlı akıntı, kaşıntı yada pullanma, meme derisinde ortaya çıkan kızarıklık veya portakal kabuğuna benzeyen görünüm hastalığın erken fark edilmesini sağlayan önemli işaretlerdendir. Bunların içerisinde meme kanserinin en sık görülen belirtisi ise memede ele gelen kitledir. Fakat birçok hastada meme kanseri belirti vermez ve görüntüleme esnasında tesadüfi olarak saptanır” diyerek bu şekilde erken evre kanser tanısı konan hastaların tedavilerinin de başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor.

Düzenli kontrol önemli

Ekstra bir risk yok ise her kadına 25 ila 40 yaş arası 2 yılda bir uzman hekim muayenesi ve ultrason, 40 ila 70 yaş arası ise yıllık muayene, mammografi ve ultrason önerildiğini anlatan Prof. Dr. Tamer Çolakoğlu, “Ancak meme kanserine yönelik kişiye özel risk analizlerinin yapılması ve genetik alanındaki gelişmeler bu formulasyonu herkese genellemenin yetersiz olacağını ortaya koymuştur. Bir örnek vermek gerekirse, ailesinde yaygın olarak meme kanseri görülen, yoğun meme yapısına sahip, mükerrer kere meme biyopsisi yapılan bir kadının takibi ile aile öyküsü olmayan, görüntülemelerde hiçbir soruna rastlanmayan bir kadına yaklaşımın aynı olması beklenemez. Bu nedenle günümüzde artık ‘kişiye yönelik bireyselleştirilmiş yaklaşımlar’ önem kazanmış durumdadır” diyor.

Meme boşaltımı için rasyonel kriterler olmalı

Risk analizlerine göre bir kadının ömrü boyunca meme kanserine yakalanma olasılığı yüzde 25’in üzerine çıkmışsa, genetik çalışmalarda BRCA-1 yada BRCA-2 gen mutasyonu saptanmışsa ya da meme biyopsisi sonucu bazı özel durumlarda meme boşaltımı ameliyatlarının önerilerilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Tamer Çolakoğlu, “Bunlar koruyucu olarak etkin ameliyatlardır. Meme kanserlerinin yüzde 5 ila 10’nu genetik geçişlidir. Birinci dereceden yakınlarında meme kanseri görülen hastalar için en önemli soru, “Bu özellikli ameliyat kimlere önerilmelidir?” sorusudur. Bu karar “Bence senin memelerini boşaltalım” önerisinin çok daha ötesinde, rasyonel kriterlere göre verilmelidir” diyerek sağlıklı bir kadında artmış meme kanseri riskinden dolayı her iki memenin boşaltılıp eşzamanlı olarak protezle rekonstrüksiyon yapılmasının meme kanserine yakalanma ihtimalini yüzde 5’in altına indireceğini belirtiyor.

‘Üçlü negatif’ denilen tür sıkıntılı

Meme kanserinin tedavisi en mümkün kanser türlerinin başında geldiğini kaydeden Prof. Dr. Tamer Çolakoğlu, “Ancak günümüzde tıp camiası ‘üçlü negatif’ denilen, biyolojik olarak kadınlık hormonu ve akıllı ilaca duyarlı olmayan bir meme kanseri türünün tedavisinde zorluklar yaşamakta. Geriye tek tedavi seçeneği olarak ise kemoterapi kalıyor. Ancak söz konusu hasta grubu bundan da fazla bir fayda görememektedir. Sevindirici haber ise bilim insanlarının son zamanlarda bazı yeni geliştirilen ilaçlardan olumlu dönüşler elde etmeye başlamış olmalarıdır” diye konuşuyor.

Onkoplastik cerrahi mümkün

Meme kanseri olan her on hastanın yedi ya da sekizinde meme koruyucu ameliyatlar yapılabildiğini anlatan Prof. Dr. Tamer Çolakoğlu, “Onkoplastik cerrahi teknikleriyle memesinin tümünün boşaltılması gereken birçok hastada eşzamanlı olarak protez ya da kas flep ameliyatlarıyla meme rekonstrüksiyonu yapılabilmektedir. Ayrıca bekçi lenf nodu örneklemesi ile bir çok hastada koltukaltı lenf bezlerinin temizlenmesine gerek duyulmamaktadır. Bu da ameliyat tarafındaki kolun şişme olasılığını ciddi oranda azaltmakta, hastanın fiziki kısıtlamalardan uzak ve konforlu bir hayat sürmesini mümkün kılmaktadır” diyor.

Meme estetiği ameliyatları risk yaratmıyor

Meme küçültme, toparlama ve protez ile büyütme ameliyatları ise toplumun bir kısmı tarafından yanlış bilinenin aksine meme kanseri riskini artırmıyor. Bu ameliyatlara bağlı kapsül reaksiyonları, yağ kistleri, nekrozu gibi birçok kafa karıştırıcı ama masum durumlar ortaya çıkabilse de tüm bu problemler çağımızın gelişmiş görüntüleme yöntemleriyle birlikte tecrübeli doktorların elinde bir sorun olmaktan çıkmış durumda.

Tedavi sürecinde psikolojik destek şart

Tedavi sürecinde psikolojik desteğin önemine de değinen Prof. Dr. Tamer Çolakoğlu, “Esas sorun şu ki, hastaların bir çoğu bu durumdan haberdar değil. Meme kanserli kadınlar artık tedavi edilebilir bir hastalığa yakalandıklarını düşünmelidirler. Burada hastalığı tam olarak tedavi edilebilen ve hayatında fiziki, fonksiyonel, sosyal ve cinsel anlamda bir eksikliği olmayan kadınlardan bahsediyoruz. Bu süreçte bize düşen görev, tanı aşamasından itibaren tüm meme kanserli kadınlara rehberlik etmektir. Bu da hastalığın ilk aşamasından itibaren kendisini, ailesini, hatta yakın çevresini bir bütün olarak görüp onlara yaşanacak tüm süreçleri anlatmak, sonrasında ise normalleşme sürecini hızlıca sağlamakla olur” diyor.

Kimler gen mutasyonu yaptırmalı?

Sağlıklı kadınlar için:

  • Birinci derece akrabaların birinde menapoz öncesi olmak üzere 2 kişide meme kanseri yada üçünde menapoz sonrası meme kanseri olması
  • Birinci derece akrabaların birinde çift taraflı meme kanseri, meme ile birlikte eşzamanlı yumurtalık kanseri yada erkek meme kanseri olması

Meme kanseri olanlar için:

  • Kırk yaş altı meme kanserine yakalanmak
  • Üçlü negatif meme kanseri olması

Bu gereklilikler zaman içinde biraz genişleyebilse de aile hikâyesinde meme kanseri öyküsü olmayan sağlıklı bir kadının genetik danışmanlık ihtiyacı yoktur.

Eklenme Tarihi: 30.09.2019
Toplam Sayfa Gösterimi: 206

Hastanemiz, başta SGK olmak üzere çok sayıda ulusal ve uluslararası kurum, kuruluş, vakıf, banka, şirket ve odayla anlaşmalıdır. Ayrıntılı liste.

Web sitemizi ziyaret ettiğinizde sitemizde yer alan kullanım koşullarını incelemelisiniz.

Tıbbi Hata

@2019 Tüm hakları saklıdır.
Medline Adana Hastanesi